Koroner arter hastalığı teşhisi, tıbbi geçmişinizin değerlendirilmesi, fizik muayene ve çeşitli kalp testleriyle konur. Elektrokardiyogram (EKG), ekokardiyogram, efor testi ve koroner anjiyogram gibi testler, kalp damarlarınızdaki tıkanıklığın yerini ve şiddetini belirlemeye yardımcı olur.

Koroner arter hastalığı tedavisi, hastalığın şiddetine göre değişir ve genellikle yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve gerektiğinde tıbbi işlemler veya cerrahiyi içerir. Hafif vakalarda ilaçlar yeterli olabilirken, ciddi tıkanıklıklarda anjiyoplasti, stent yerleştirme veya bypass cerrahisi gerekebilir.

Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı, kalp krizi riskini azaltır, belirtileri kontrol altına alır ve yaşam kalitenizi önemli ölçüde iyileştirir. Tedavi sonrası düzenli takip ve yaşam tarzı değişikliklerinin sürdürülmesi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için gereklidir.

Tanısı

Koroner arter hastalığı tanısı klinik değerlendirme, laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemlerinin bir arada kullanılmasıyla konur. Bazı hastalarda hastalık belirtilerle kendini gösterirken bazılarında rutin kontroller sırasında ya da başka bir nedenle yapılan tetkiklerde tesadüfen saptanır. Tanı sürecinin amacı hem hastalığın varlığını doğrulamak hem de yaygınlığını ve ciddiyetini belirlemektir.

Koroner arter hastalığı tanısında kullanılan yöntemler şunlardır:

  • Tıbbi öykü ve fizik muayene. Tanı sürecinin ilk adımıdır. Doktor göğüs ağrısının karakterini, ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını, hangi faktörlerin tetiklediğini ve nasıl geçtiğini ayrıntılı biçimde sorgular. Ailede kalp hastalığı öyküsü, sigara kullanımı, diyabet, hipertansiyon ve kolesterol durumu gibi risk faktörleri değerlendirilir. Fizik muayenede kan basıncı, nabız, kalp sesleri ve damar durumu incelenir.
  • Elektrokardiyografi (EKG). Kalbin elektriksel aktivitesini kaydeden bu temel testle ritim bozuklukları, eski kalp krizi izleri ve aktif iskemi bulguları saptanabilir. İstirahatte çekilen EKG normal çıksa da bu, koroner arter hastalığını dışlamaz; bu nedenle tek başına yeterli bir tanı aracı değildir.
  • Efor testi (egzersiz EKG). Kişi koşu bandı veya bisiklet ergometresinde egzersiz yaparken EKG, kan basıncı ve kalp hızı izlenir. Fiziksel efor sırasında kalbin kan talebini karşılayıp karşılayamadığı değerlendirilir. Egzersizle ortaya çıkan EKG değişiklikleri, göğüs ağrısı ya da anormal kan basıncı yanıtı koroner arter hastalığına işaret eder. Yürüyemeyecek durumda olan hastalarda ilaçla yapay efor oluşturan farmakolojik stres testleri uygulanır.
  • Ekokardiyografi. Ultrason dalgalarıyla kalbin yapısını ve işlevini görüntüleyen bu yöntem kalp duvarlarının hareketini, kapak işlevlerini ve pompalama gücünü (ejeksiyon fraksiyonu) değerlendirir. İstirahatte ya da efor sırasında bölgesel duvar hareket bozukluğu saptanması koroner arter hastalığını akla getirir. Stres ekokardiyografisi, egzersiz veya ilaçla kalp hızlandırılırken yapılan görüntülemeyle iskemiyi daha hassas biçimde ortaya koyar.
  • Nükleer stres testi (miyokart perfüzyon sintigrafisi). Kalbe giden kan akışını hem istirahatte hem de efor sırasında görüntüleyen bu testte hafif radyoaktif bir madde kullanılır. Efor sırasında kana karışan madde kalp kasına dağılır; az kan gelen bölgeler görüntüde belirgin biçimde farklılaşır. Efor ekokardiyografisine kıyasla daha hassas ve özgül sonuçlar verebilir.
  • Koroner BT anjiyografi. Damar içine verilen kontrast maddeyle koroner arterlerin üç boyutlu görüntülerini oluşturan non-invaziv bir yöntemdir. Plak varlığını, yaygınlığını ve daralma derecesini ayrıntılı olarak gösterir. Orta düzeyde kardiyovasküler riski olan hastalarda koroner anjiyografiye gidilmeden önce tercih edilebilir. Kalsiyum skoru ölçümü de bu yöntemle elde edilir; yüksek kalsiyum skoru belirgin ateroskleroz varlığına işaret eder.
  • Koroner anjiyografi (kardiyak kateterizasyon). Koroner arter hastalığı tanısında altın standart yöntemdir. Kasık ya da bilekten ilerletilen ince bir kateter aracılığıyla koroner arterlere kontrast madde verilerek gerçek zamanlı görüntüleme yapılır. Daralmış ya da tıkalı damarlar net biçimde görülür; aynı seans içinde balon anjiyoplasti veya stent gibi girişimsel tedaviler de uygulanabilir. Hem tanısal hem de tedavi edici niteliği olan bu yöntem özellikle ileri evre hastalıkta ve invaziv tedavi planlandığında tercih edilir.
  • Kan testleri. Kardiyak biyobelirteçler (troponin ve CK-MB) kalp krizi şüphesinde mutlaka bakılır; yüksekliği kalp kası hasarını doğrular. Açlık kan şekeri, HbA1c, lipid paneli, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, tam kan sayımı ve tiroid hormonları hem risk faktörlerini hem de genel sağlık durumunu değerlendirir. Yüksek duyarlıklı CRP gibi inflamasyon belirteçleri ek risk bilgisi sunar.

Tedavisi

Koroner arter hastalığının tedavisi hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, belirtileri kontrol altına almak, kalp krizini önlemek ve yaşam kalitesini korumak amacıyla yürütülür. Tedavi genellikle yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve gerekli durumlarda girişimsel ya da cerrahi yöntemlerin bir kombinasyonundan oluşur.

Koroner arter hastalığı tedavisinde kullanılan yöntemler şunlardır:

  • Antiplatelet ilaçlar. Aspirin, trombositlerin bir araya gelerek pıhtı oluşturmasını engeller ve koroner arter hastalığı tedavisinin temel taşlarından biridir. Kalp krizi geçirmiş ya da stent takılmış hastalarda aspirin ile birlikte klopidogrel, tikagrelor veya prasugrel gibi ikinci bir antiplatelet ilaç kullanılır; bu kombinasyon ikili antiplatelet tedavi olarak adlandırılır. Stent içinde pıhtı oluşumunu önlemek açısından hayati önem taşır.
  • Statinler. LDL kolesterolü düşürerek aterosklerotik plak birikimini yavaşlatır. Koroner arter hastalığı tanısı alan tüm hastalarda, LDL düzeyinden bağımsız olarak yüksek yoğunluklu statin tedavisi önerilir. Statinler yalnızca kolesterolü düşürmekle kalmaz; plakları stabilize eder, endotel işlevini iyileştirir ve inflamasyonu azaltır.
  • Beta blokerler. Kalp hızını ve kalbin kasılma gücünü azaltarak kalbin oksijen tüketimini düşürür. Anjina şikayetlerini hafifletir ve kalp krizinden sonra kalp kasını korur. Kalp yetmezliği eşlik ediyorsa ek koruyucu etki sağlar.
  • ACE inhibitörleri ve ARB'ler. Kan basıncını düşürerek ve kalp üzerindeki yükü azaltarak kalbi korur. Kalp krizinden sonra, kalp yetmezliğinde ve diyabetik hastalarda özellikle tercih edilir. Kalbin yeniden şekillenmesini yavaşlatır ve uzun vadeli sonuçları iyileştirir.
  • Nitrogliserin. Koroner arterleri geçici olarak genişleterek anjina ataklarını hızla giderir. Dil altı tablet ya da sprey formunda ani anjina atağında kullanılır. Uzun etkili nitratlar tekrarlayan anjinayı önlemek amacıyla düzenli kullanılabilir.
  • Kalsiyum kanal blokerleri. Koroner arterleri genişletir ve kalp hızını düzenler. Özellikle beta bloker kullanılamayan ya da yeterli olmadığı durumlarda anjina tedavisinde tercih edilir. Koroner spazmın ön planda olduğu vakalarda ilk tercih olabilir.
  • Diüretikler. Kalp yetmezliği eşlik ediyorsa vücuttaki fazla sıvıyı uzaklaştırmak ve nefes darlığını gidermek amacıyla kullanılır.
  • PCSK9 inhibitörleri ve ezetimib. Statin tedavisine rağmen LDL hedefine ulaşılamayan ya da statini tolere edemeyen yüksek riskli hastalarda ek kolesterol düşürücü tedavi olarak kullanılır.
  • Perkütan koroner girişim (PKG) - balon anjiyoplasti ve stent. Kateter yardımıyla daralmış ya da tıkalı koroner artere ulaşılır; şişirilen balon ile damar genişletilir ve açık tutmak amacıyla metal bir kafes olan stent yerleştirilir. İlaç kaplı stentler (DES) düz metal stentlere kıyasla yeniden daralma (restenoz) riskini belirgin biçimde azaltır. Akut kalp krizinde de uygulanan bu yöntem, "primer PKG" adıyla tıkalı damarı hızla açmada altın standarttır. İşlem lokal anestezi altında bilinçli sedasyon eşliğinde yapılır; hastanede kalış süresi genellikle 1-2 gündür.
  • Koroner baypas ameliyatı (KABG). Tıkalı koroner arterlerin etrafından köprü damarlar (greftler) yapılarak kan akışı yeniden sağlanır. Greft olarak bacaktan alınan safen ven ya da göğüs içinden alınan iç meme arteri kullanılır. Birden fazla damarın tıkandığı, sol ana koroner arterin tutulduğu ya da diyabetli hastalarda PKG'ye göre daha iyi uzun vadeli sonuçlar sunar. Açık kalp ameliyatı olan bu yöntemde kalp-akciğer makinesi kullanılır; iyileşme süreci birkaç haftayı bulur. Bazı merkezlerde kalp durdurulmadan yapılan "çarpan kalpte baypas" yöntemi de uygulanmaktadır.
  • Kardiyak rehabilitasyon. Kalp krizi, stent ya da baypas ameliyatının ardından uygulanan denetimli egzersiz, eğitim ve psikolojik destek programıdır. Kardiyak rehabilitasyon hem yeni kardiyovasküler olayların riskini azaltır hem de hastanın günlük yaşama ve işe dönüşünü hızlandırır. Ancak yeterince kullanılmayan ve sıklıkla göz ardı edilen bu programın faydaları ilaç tedavisiyle kıyaslanabilir düzeydedir.

Randevuya Hazırlanma

Koroner arter hastalığı şüphesi ya da tanısıyla kardiyoloji randevusuna gitmeden önce hazırlıklı olmak hem tanı sürecini hem de tedavi planlamasını önemli ölçüde kolaylaştırır.

Yapabilecekleriniz:

  • Göğüs ağrısının ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü, hangi durumlarda tetiklendiğini ve nasıl geçtiğini ayrıntılı biçimde not edin
  • Varsa daha önce çekilen EKG, ekokardiyografi, efor testi veya anjiyografi raporlarını yanınıza alın
  • Kullandığınız tüm ilaçları, vitamin ve takviyeleri listeleyin
  • Ailede kalp hastalığı, kalp krizi veya ani kardiyak ölüm öyküsünü not edin; özellikle kaç yaşında gerçekleştiği önemlidir
  • Sigara kullanım geçmişinizi, alkol tüketiminizi ve fiziksel aktivite düzeyinizi aktarmaya hazır olun
  • Diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi eşlik eden durumlarınızı ve bunların tedavi durumunu belirtin
  • Sorularınızı önceden yazın

Doktorunuza sorabileceğiniz sorular şunlardır:

  • Koroner arterlerimde ne kadar darlık var ve hangi damarlar etkilenmiş?
  • İlaç tedavisi yeterli mi, yoksa stent ya da ameliyat gerekiyor mu?
  • Hangi ilaçları kullanacağım ve yan etkilerini nasıl izlemeliyim?
  • LDL kolesterol hedefiniz benim için ne olmalı?
  • Egzersiz yapabilir miyim, hangi düzeyde ve hangi tür egzersizler uygundur?
  • Kardiyak rehabilitasyon programına katılmam gerekiyor mu?
  • Hangi belirtiler geliştiğinde acilen başvurmalıyım?
  • Ne sıklıkla kontrole gelmeliyim?

Doktorunuzun size sorabileceği sorular şunlardır:

  • Göğüs ağrınız ne zaman başladı, nasıl bir ağrı?
  • Ağrı eforla mı ortaya çıkıyor, istirahatte de oluyor mu?
  • Sol kolunuza, çenenize ya da sırtınıza yayılıyor mu?
  • Nefes darlığı ya da çarpıntı yaşıyor musunuz?
  • Sigara kullanıyor musunuz ya da kullandınız mı?
  • Diyabet, yüksek tansiyon veya yüksek kolesterolünüz var mı?
  • Ailede erken yaşta kalp hastalığı var mı?
  • Daha önce kalp krizi, stent ya da kalp ameliyatı geçirdiniz mi?
  • Hangi ilaçları kullanıyorsunuz?
Paylaş: