Genel Bakış
Pulmoner emboli, akciğerlere kan taşıyan atardamarlardan birinin ya da birkaçının ani olarak tıkanmasıdır. Bu tıkanmanın neredeyse tamamı bacak veya pelvis damarlarında oluşan kan pıhtısının koparak kan dolaşımıyla akciğerlere taşınmasıyla gerçekleşir. Bacaklardaki derin toplardamarlarda oluşan bu pıhtıya derin ven trombozu adı verilir; pulmoner emboli çoğu zaman bu tablonun bir komplikasyonudur.
Pıhtı akciğer damarını tıkadığında o bölgeye kan akışı durur ya da ciddi biçimde azalır. Kan taşıyamayan akciğer dokusu oksijen alışverişini sürdüremez; aynı zamanda kalp kanı pompalamak için çok daha fazla çalışmak zorunda kalır. Tıkanan damarın büyüklüğüne ve genel sağlık durumuna bağlı olarak pulmoner emboli hafif nefes darlığından ani ölüme kadar geniş bir yelpazede kendini gösterebilir.
Pulmoner emboli hayatı tehdit eden bir tıbbi acildir. Dünyada önlenebilir ölümlerin en önemli nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir; hastanede yatan hastalarda ise en sık görülen ani ölüm nedenlerinden biridir. Bununla birlikte erken tanı ve uygun tedaviyle ölüm riski ciddi ölçüde azaltılabilir. Tanıyı güçleştiren ise belirtilerinin pek çok başka hastalıkla örtüşmesi ve bazı vakalarda çok az belirti vermesidir.
Pulmoner emboli riski uzun süreli hareketsizlik, ameliyat sonrası dönem, kanser, gebelik ve pıhtılaşma bozuklukları gibi çeşitli durumlarda belirgin biçimde artar. Risk altındaki kişilerde koruyucu önlem almak ve belirtiler başlar başlamaz tıbbi yardım istemek hayat kurtarıcıdır.
Belirtileri
Pulmoner embolinin en sinsi özelliği belirtilerinin hem değişken hem de özgül olmayan bir yapıda olmasıdır. Bazı hastalarda tablo ani ve dramatik biçimde başlarken, bazılarında belirtiler saatler ya da günler içinde sinsi biçimde gelişir. Küçük pıhtılar neredeyse hiç belirti vermeyebilir; büyük ve birden fazla pıhtının aynı anda tıkaması ise dakikalar içinde hayatı tehdit eden bir tabloya yol açabilir.
Pulmoner emboli belirtileri şunları içerir:
- Ani nefes darlığı. En sık görülen ve en karakteristik belirtidir. Herhangi bir fiziksel efor olmaksızın ani başlayan nefes darlığı, özellikle öncesinde böyle bir şikayet yokken ortaya çıkması durumunda pulmoner emboli açısından güçlü bir uyarı işaretidir. Nefes darlığı başlangıçta hafif olabilir ve yalnızca eforla ortaya çıkabilir; ancak kısa sürede kötüleşebilir.
- Göğüs ağrısı. Genellikle keskin ve bıçak saplanır tarzda bir ağrıdır. Derin nefes alırken, öksürürken ya da hareket ederken belirginleşir. Ağrı kalp krizini taklit edebilir; ancak pulmoner embolide ağrı genellikle nefesle bağlantılıdır ve akciğerin etkilenen bölgesinde hissedilir. Özellikle akciğer zarının (plevra) etkilendiği durumlarda ağrı çok belirgin olabilir.
- Öksürük. Kuru bir öksürük olabileceği gibi kanlı balgam da görülebilir. Kanlı balgam, pulmoner enfarktüs adı verilen akciğer dokusunun hasar gördüğü tabloda ortaya çıkar ve önemli bir uyarı işaretidir.
- Çarpıntı ve hızlı kalp atışı. Kalp, azalan oksijen düzeyi ve artan yükle başa çıkmaya çalışırken hızlanır. Çarpıntı ve hızlı nabız sık görülen eşlik eden belirtilerdir. Ciddi vakalarda ritim bozuklukları da gelişebilir.
- Baş dönmesi ve bayılma. Büyük bir pıhtının akciğer atardamarını tıkaması kalbin pompalama yeteneğini ani biçimde bozar; beyne giden kan azalır. Bu durum baş dönmesi, ani halsizlik ve bayılmaya yol açabilir. Bayılma büyük pulmoner embolinin önemli bir belirtisidir.
- Aşırı terleme ve solgunluk. Vücudun strese verdiği yanıtın bir parçası olarak soğuk terleme ve deri solukluğu görülebilir. Dudaklar ve parmak uçları mavimsi bir renk alabilir; buna siyanoz denir ve ciddi oksijen düşüklüğüne işaret eder.
- Bacakta şişlik, kızarıklık ve ağrı. Pulmoner embolinin kaynak pıhtısı olan derin ven trombozunun belirtileridir. Genellikle bir bacakta — özellikle baldırda — şişlik, ısı artışı, kızarıklık ve ağrı görülür. Ancak derin ven trombozunun yaklaşık yarısı belirti vermeden de gelişebilir.
Belirtiler tek tek ele alındığında pek çok başka hastalığı akla getirebilir. Ancak ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı ve çarpıntının bir arada görülmesi — özellikle risk faktörleri de mevcutsa — pulmoner emboli açısından acil değerlendirme gerektirir.
Ne Zaman Doktora Görünmeli
Pulmoner emboli acil müdahale gerektiren bir hastalıktır. Belirtiler başlar başlamaz vakit kaybetmemek hayat kurtarıcıdır.
Aşağıdaki durumlarda derhal 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun:
- Ani başlayan ve açıklanamayan nefes darlığı yaşıyorsanız
- Derin nefes alırken ya da öksürürken göğüs ağrısı varsa
- Öksürükle birlikte kanlı balgam geliyorsa
- Çarpıntı, baş dönmesi veya bayılma hissiyle birlikte nefes darlığı varsa
- Dudaklarınız veya parmak uçlarınız morarıyorsa
- Yakın zamanda ameliyat geçirdiniz, uzun süre hareketsiz kaldınız ya da kanser tedavisi görüyorsunuz ve yukarıdaki belirtilerden herhangi biri başladıysa
Aşağıdaki durumlarda da beklemeksizin doktora başvurun:
- Bir bacağınızda açıklanamayan şişlik, ısı artışı veya ağrı varsa — derin ven trombozu şüphesi
- Uzun bir yolculuk ya da hareketsiz kalma döneminin ardından nefes darlığı veya bacak şikayetleri başladıysa
- Daha önce derin ven trombozu veya pulmoner emboli geçirdiyseniz ve benzer belirtiler yeniden ortaya çıktıysa
"Belki geçer" düşüncesiyle beklememek bu hastalıkta çok önemlidir. Pulmoner embolide tedaviye başlama hızı hem hayatta kalma oranını hem de uzun vadeli sonuçları doğrudan etkiler.
Nedenleri
Pulmoner embolinin büyük çoğunluğu derin ven trombozundan kaynaklanır. Bacak ya da pelvis toplardamarlarında oluşan pıhtı koparak kalbin sağ tarafından geçer ve akciğer atardamarlarına ulaşır. Daha nadir olmakla birlikte pıhtı kolların derin damarlarından, kalp içinden ya da kateter gibi tıbbi cihazlardan da kaynaklanabilir.
Kan pıhtısı oluşumunun temelinde Virchow üçgeni olarak bilinen üç temel faktör yatar; kan akışının yavaşlaması, damar duvarı hasarı ve kanın pıhtılaşmaya eğiliminin artması. Bu üç faktörden birinin ya da birkaçının varlığı pıhtı oluşumunu kolaylaştırır.
Pulmoner emboliye yol açan başlıca nedenler şunlardır:
- Uzun süreli hareketsizlik. Uzun uçuş ya da araba yolculukları, uzun süreli yatak istirahati ve felç gibi nedenlerle bacaklarda kan akışının yavaşlaması pıhtı oluşumunu tetikler. Özellikle 4 saatten uzun süren yolculuklar risk oluşturur.
- Cerrahi ve travma. Büyük ameliyatlar — özellikle ortopedi, genel cerrahi ve jinekolojik ameliyatlar — hem damar duvarına zarar verir hem de ameliyat sonrası hareketsizliğe neden olur. Kalça ve diz protezi ameliyatları en yüksek riskli girişimler arasındadır.
- Kanser. Birçok kanser türü, özellikle pankreas, akciğer, kolon ve over kanserleri kanın pıhtılaşma eğilimini belirgin biçimde artırır. Kemoterapinin de bu riski artırdığı bilinmektedir. Kanser hastalarında pulmoner emboli hem sık görülen hem de prognoza olumsuz etki eden önemli bir komplikasyondur.
- Gebelik ve doğum sonrası dönem. Gebelik sırasında kan hacmi artar, pıhtılaşma faktörleri yükselir ve artan rahim büyük damarlar üzerine baskı yaparak kan dönüşünü güçleştirir. Doğum sonrası ilk altı hafta da yüksek riskli bir dönemdir.
- Hormon tedavileri. Östrojen içeren doğum kontrol hapları ve hormon replasman tedavisi pıhtılaşma riskini artırır. Sigara kullanımıyla birleştiğinde bu risk çarpıcı biçimde yükselir.
- Kalıtsal pıhtılaşma bozuklukları. Faktör V Leiden mutasyonu, protrombin gen mutasyonu, protein C ve S eksikliği ve antitrombin eksikliği gibi kalıtsal trombofili durumları pıhtılaşma eğilimini kalıcı olarak artırır. Genç yaşta pulmoner emboli ya da aile öyküsü bu durumları akla getirmelidir.
- Edinsel pıhtılaşma bozuklukları. Antifosfolipid sendromu, özellikle tekrarlayan tromboz ile seyreden bir otoimmün hastalıktır ve güçlü bir pulmoner emboli risk faktörüdür.
- Kalp yetmezliği ve atriyal fibrilasyon. Kalp yetmezliğinde kan akışı yavaşlar ve pıhtı oluşumu kolaylaşır. Atriyal fibrilasyon ise kalp içinde pıhtı oluşumuna zemin hazırlayabilir; bu pıhtılar koparak akciğerlere ulaşabilir.
- Obezite. Fazla kilo bacaklardaki kan dönüşünü zorlaştırır ve inflamatuvar bir ortam yaratarak pıhtılaşma eğilimini artırır.
- Damar içi kateter ve tıbbi cihazlar. Santral venöz kateterler, pacemaker telleri ve benzeri tıbbi cihazlar damar duvarını tahriş ederek pıhtı oluşumuna zemin hazırlayabilir.
Risk Faktörleri
Pulmoner emboli için belirlenmiş risk faktörlerinin bir kısmı geçici ve önlenebilir nitelikteyken bir kısmı kalıcıdır.
- Daha önce derin ven trombozu veya pulmoner emboli geçirmiş olmak. Tekrarlama riski en yüksek olan gruptur. Özellikle trombofili gibi altta yatan kalıcı bir neden mevcutsa bu risk daha da artar.
- İleri yaş. 60 yaşından itibaren risk belirgin biçimde artar. Yaşla birlikte damar duvarı değişiklikleri, hareket azlığı ve kronik hastalık yükü bu artışa katkıda bulunur.
- Uzun süreli hareketsizlik. Uzun yolculuklar, yatak istirahati ya da felç gibi nedenlerle bacak kaslarının çalışmaması venöz kan dönüşünü bozar.
- Büyük cerrahi. Özellikle ortopedik ve abdominal cerrahiler yüksek risk oluşturur. Bu nedenle bu ameliyatlar sonrasında koruyucu kan sulandırıcı tedavi rutin olarak uygulanır.
- Aktif kanser. Kanser hem pıhtılaşma sistemini aktive eder hem de kemoterapi ve kateter kullanımı gibi ek risk faktörleri ekler.
- Gebelik ve doğum sonrası dönem. Gebelikte risk normal döneme kıyasla 4-5 kat artar; doğum sonrası ilk haftalarda bu risk daha da yüksektir.
- Obezite. Vücut kitle indeksinin 30'un üzerinde olması pulmoner emboli riskini yaklaşık iki kat artırır.
- Sigara kullanımı. Sigara damar duvarına zarar verir ve pıhtılaşma eğilimini artırır. Östrojen içeren ilaçlarla birlikte kullanıldığında risk katlanarak artar.
- Kalıtsal trombofili. Faktör V Leiden ve diğer kalıtsal pıhtılaşma bozuklukları risk faktörleri arasındadır. Genç yaşta açıklanamayan tromboz öyküsü bu durumu araştırmayı gerektirir.
Tanısı
Pulmoner emboli tanısı koymak klinisyenler için zorlu olabilir. Belirtileri özgül olmadığından ayırıcı tanıda pek çok hastalık yer alır. Bu nedenle tanı klinik değerlendirme, laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemlerinin bir arada kullanılmasıyla konur.
Pulmoner emboli tanısında kullanılan yöntemler şunlardır:
- Klinik olasılık değerlendirmesi. Wells skoru ve Geneva skoru gibi klinik karar araçları semptomlar, risk faktörleri ve fizik muayene bulgularına dayanarak pulmoner emboli olasılığını düşük, orta veya yüksek olarak sınıflandırır. Bu sınıflandırma ileri testlerin nasıl yürütüleceğini yönlendirir.
- D-dimer testi. Kanda pıhtı çözülmesinin bir ürünü olan D-dimer düzeyini ölçer. Düşük klinik olasılıkta D-dimer negatif çıkarsa pulmoner emboli büyük ölçüde dışlanabilir; bu da gereksiz görüntülemeden kaçınılmasını sağlar. Ancak D-dimer yüksekliği özgül değildir; enfeksiyon, gebelik, cerrahi ve yaşlılık gibi pek çok durumda da yükselir. Bu nedenle yüksek D-dimer tek başına tanı koydurmazken düşük D-dimer hastalığı dışlamada çok değerlidir.
- Bilgisayarlı tomografi pulmoner anjiyografi (BTPA). Günümüzde pulmoner emboli tanısında altın standart görüntüleme yöntemidir. Damar içine verilen kontrast maddeyle akciğer atardamarları görüntülenir; pıhtı varlığı, yeri ve büyüklüğü net olarak saptanır. Hızlı uygulanabilmesi ve yüksek tanısal değeri nedeniyle acil değerlendirmelerde ilk tercih edilen yöntemdir.
- Ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi (V/Q sintigrafi). Kontrast madde kullanılamayan hastalarda — özellikle böbrek yetmezliği ya da kontrast alerjisi olanlarda ve gebelerde — BTPA'ya alternatif olarak kullanılır. Akciğerlerin havalanması ile kan akışını karşılaştırarak pıhtı varlığını dolaylı yoldan ortaya koyar.
- Ekokardiyografi. Kalbin sağ tarafındaki aşırı yüklenmeyi ve işlev bozukluğunu değerlendirir. Masif pulmoner embolide sağ ventrikül genişlemesi ve fonksiyon bozukluğu saptanabilir. Kritik hastalarda trombus doğrudan kalp içinde ya da ana pulmoner atardamarda görülebilir. Ayrıca pulmoner embolide erken tedavi kararını yönlendiren önemli bir prognostik araçtır.
- Bacak ultrasonografisi. Derin ven trombozunu görmek için kullanılır. BTPA mümkün değilse ya da tanıyı desteklemek amacıyla bacak damarlarında pıhtı varlığı araştırılır.
- Troponin ve BNP ölçümleri. Kalp kasının hasar gördüğünü ve kalp üzerindeki yükün arttığını gösteren bu belirteçler prognoz değerlendirmesinde kullanılır. Yüksek troponin ve BNP değerleri ciddi pulmoner emboliye işaret eder ve tedavi yoğunluğunun artırılmasını gerektirebilir.
- Arteriyel kan gazı analizi. Oksijen ve karbondioksit düzeylerini ölçer. Pulmoner embolide oksijen düşüklüğü ve alkaloz tipik bulgulardır; ancak bu bulgular özgül değildir.
Tedavisi
Pulmoner emboli tedavisinin temel amacı mevcut pıhtıyı çözmek ya da etkisiz kılmak, yeni pıhtı oluşumunu engellemek ve kardiyovasküler sistemi desteklemektir. Tedavi seçimi pulmoner embolinin şiddetine, hastanın genel durumuna ve kanama riskine göre belirlenir.
Pulmoner emboli tedavisinde kullanılan yöntemler şunlardır:
- Antikoagülan tedavi (kan sulandırıcılar). Pulmoner emboli tedavisinin temel taşıdır. Heparin (düşük molekül ağırlıklı heparin ya da fraksiyonlanmamış heparin), rivaroksaban, apiksaban, dabigatran ve warfarin bu grupta yer alır. Antikoagülanlar yeni pıhtı oluşumunu durdurur ve var olan pıhtının büyümesini engeller; vücudun kendi pıhtı çözme sisteminin iş yapmasına zemin hazırlar. Tedavi genellikle en az 3 ay sürer; altta yatan risk faktörüne bağlı olarak daha uzun sürebilir ya da yaşam boyu devam edebilir.
- Trombolitik tedavi (pıhtı eritici ilaçlar). Alteplaz gibi trombolitik ilaçlar pıhtıyı hızla eritir ve akciğer damarlarını kısa sürede açar. Hayatı tehdit eden büyük pulmoner embolide — özellikle tansiyon düşüklüğü, şok ya da kardiyak arrest durumunda — uygulanır. Son derece etkili olmakla birlikte ciddi kanama riski taşır; bu nedenle dikkatli hasta seçimi gerektirir.
- Kateter kaynaklı tedaviler. Trombolitik tedavinin sistematik olarak verilemediği durumlarda kateter aracılığıyla pıhtının içine doğrudan tromboliz uygulanabilir ya da mekanik olarak pıhtı parçalanabilir. Bu yöntemler daha az kanama riski taşır ve belirli hasta gruplarında tercih edilebilir.
- Cerrahi embolektomi. İlaç tedavisine yanıt vermeyen ya da trombolitik tedavi kontraendikasyonu olan masif pulmoner emboli vakalarında açık kalp ameliyatıyla pıhtı doğrudan çıkarılır. Yüksek riskli bir girişim olmakla birlikte hayat kurtarıcı olabilir.
- Vena kava filtresi. Kalıcı ya da geçici olarak yerleştirilen bu cihaz, bacak damarlarından kopan yeni pıhtıların akciğerlere ulaşmasını mekanik olarak engeller. Antikoagülan kullanılamayan ya da antikoagülana rağmen emboli tekrarlayan hastalarda düşünülür. Uzun vadeli komplikasyonları nedeniyle seçici biçimde kullanılır.
- Oksijen desteği ve yoğun bakım. Oksijen düzeyi düşük hastalara oksijen verilir. Ciddi vakalarda solunum desteği gerekebilir. Hemodinamik instabilite — tansiyon düşüklüğü ve şok — gelişirse vazoaktif ilaçlar kullanılır ve yoğun bakım takibi başlanır.
- Uzun vadeli tedavi ve sekonder korunma. Pulmoner emboli geçirenlerde uzun süreli antikoagülan kullanımı tekrarlama riskini büyük ölçüde azaltır. Tedavi süresi ilk olayın nedeni, pıhtılaşma bozukluğu varlığı ve kanama riski dikkate alınarak belirlenir. Aktif kanser, kalıtsal trombofili veya tekrarlayan tromboz öyküsü gibi durumlarda yaşam boyu antikoagülasyon gerekebilir.
Komplikasyonları
Pulmoner emboli erken ve uygun biçimde tedavi edildiğinde çoğu hasta tam iyileşir. Ancak gecikmeli ya da yetersiz tedavide ciddi ve kalıcı komplikasyonlar gelişebilir.
- Ani ölüm. Büyük pulmoner embolilerin en korkulan sonucudur. Masif emboli kalbin sağ tarafını ani olarak çalışamaz hale getirir; kardiyak arrest gelişebilir. Tedaviye başlama hızı bu riski doğrudan belirler.
- Kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon. Pıhtının tam olarak çözülmemesi durumunda akciğer damarlarında kalıcı daralma ve baskı artışı oluşabilir. Bu tablo kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon olarak adlandırılır. Nefes darlığı, efor intoleransı ve zamanla sağ kalp yetmezliği şeklinde kendini gösterir. Özel merkezlerde pulmoner endarterektomi adı verilen cerrahi tedavi bazı hastalara şans verir.
- Pulmoner enfarktüs. Tıkanan bölgedeki akciğer dokusunun oksijensiz kalarak hasar görmesidir. Genellikle plöretik göğüs ağrısı, kanlı balgam ve kısa süreli ateşle kendini gösterir. Çoğunlukla zaman içinde iyileşir; ancak ciddi vakalarda kalıcı hasar bırakabilir.
- Sağ kalp yetmezliği. Masif pulmoner emboli sağ ventriküle ani aşırı yük bindirerek akut sağ kalp yetmezliğine neden olabilir. Bu tablo hem erken mortaliteyi artırır hem de geç dönemde kronik kalp yetmezliğine zemin hazırlayabilir.
- Paradoksal emboli ve inme. Kalp yapısında patent foramen ovale gibi doğumsal bir açıklık varsa pulmoner dolaşımdaki yüksek basınç nedeniyle pıhtı bu açıklıktan geçerek sol kalbe ve beyne ulaşabilir; bu durum iskemik inmeye neden olabilir.
- Tekrarlayan tromboembolik olaylar. Yeterli tedavi alınmaması ya da altta yatan risk faktörünün devam etmesi durumunda hem derin ven trombozu hem de pulmoner emboli tekrarlayabilir. Her yeni olayın riski bir öncekinden daha fazla kalıcı hasar bırakabilir.
- Kanama komplikasyonları. Antikoagülan tedavinin kaçınılmaz riski kanamadır. Gastrointestinal kanama, intrakraniyal kanama ve diğer bölgelerde ciddi kanama gelişebilir. Bu risk tedavi dozunun dikkatli ayarlanması ve düzenli takiple yönetilir.
Pulmoner Emboli Sonrası Yaşam
Pulmoner emboli geçirmek hem fiziksel hem de duygusal açıdan zorlu bir deneyimdir. Uygun tedavi ve dikkatli takiple hastaların büyük çoğunluğu normale yakın bir yaşama kavuşabilir.
Antikoagülan Tedaviye Uyum
Kan sulandırıcı ilaçları doktorunuzun önerdiği süre boyunca düzenli kullanın. İlacı kendiniz kesmeyin; bu karar her zaman doktorunuza aittir. Warfarin kullanıyorsanız düzenli INR takibi yaptırmanız gerekir. Yeni nesil oral antikoagülanlar (rivaroksaban, apiksaban gibi) bu takibi gerektirmez; ancak yine de düzenli kullanım şarttır. Herhangi bir ameliyat, diş işlemi ya da invaziv girişim öncesinde antikoagülan kullandığınızı mutlaka bildirin.
Kanama Belirtilerine Dikkat
Kan sulandırıcı kullanırken anormal kanama belirtilerini tanımak önemlidir. İdrarda ya da dışkıda kan, açıklanamayan morluklar, dişeti kanaması, uzun süren burun kanaması ve şiddetli baş ağrısı dikkat gerektiren bulgulardır. Bu belirtiler gelişirse doktorunuzu arayın ya da acil servise başvurun.
Fiziksel Aktivite
Pulmoner emboli sonrasında erken mobilizasyon önerilir; uzun süreli yatak istirahati yeni pıhtı oluşumunu kolaylaştırır. Nefes darlığı azaldıkça kademeli olarak aktiviteyi artırın. Yüksek yoğunluklu egzersizlere geri dönmeden önce doktorunuzdan onay alın. Kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon gelişmiş bireyler için egzersiz kapasitesi ve programı özel olarak planlanmalıdır.
Yolculuk ve Uzun Süreli Oturma
Uzun uçuş ve yolculuklarda bolca su için, sıkıştırıcı çorap giyin ve düzenli aralıklarla ayağa kalkıp yürüyün. Doktorunuz uzun yolculuklar öncesinde düşük molekül ağırlıklı heparin enjeksiyonu önerebilir. Masa başında çalışıyorsanız her saat başı kısa bir yürüyüş yapın.
Hormonal İlaçlar ve Gebelik
Pulmoner emboli geçirdikten sonra östrojen içeren doğum kontrol yöntemlerine geçiş yapmadan önce doktorunuzla konuşun. Gebelik planlanıyorsa antikoagülasyon yönetimi özel bir strateji gerektirir; hamilelik öncesinde mutlaka hematolog ya da kadın hastalıkları uzmanına danışın.
Düzenli Takip
Pulmoner emboli sonrası ilk kontrol genellikle taburculuğun ardından birkaç hafta içinde yapılır. Antikoagülan tedavi süresince ve sonrasında düzenli kontrollere devam edin. Nefes darlığının iyileşmemesi ya da kötüleşmesi kronik komplikasyon gelişimine işaret edebilir ve ileri değerlendirme gerektirir.
Randevuya Hazırlanma
Pulmoner emboli şüphesi veya tanısıyla doktora ya da acil servise giderken hazırlıklı olmak hem tanı hem de tedavi sürecini hızlandırır.
Yapabilecekleriniz:
- Belirtilerin ne zaman ve nasıl başladığını, nasıl bir seyir izlediğini not edin
- Son zamanlarda ameliyat, uzun yolculuk ya da uzun süreli hareketsiz kalma durumu yaşadıysanız belirtin
- Kullandığınız tüm ilaçları, özellikle doğum kontrol hapı ve kan sulandırıcıları listeleyin
- Ailede genç yaşta tromboz, derin ven trombozu ya da pulmoner emboli öyküsü varsa aktarın
- Kanser, gebelik, kalp hastalığı gibi eşlik eden durumlarınız varsa belirtin
- Sorularınızı önceden yazın
Doktorunuza sorabileceğiniz sorular şunlardır:
- Pulmoner embolim ne kadar büyük ve ne kadar ciddi?
- Hangi ilaçla ve ne kadar süre tedavi göreceğim?
- Altta yatan bir pıhtılaşma bozukluğu araştırılacak mı?
- Tekrarlama riskimi azaltmak için ne yapabilirim?
- Ne zaman normale dönebilirim, işe ne zaman dönebilirim?
- Yolculuk ve egzersiz konusunda kısıtlamalarım var mı?
- Kanama belirtilerinde ne yapmalıyım?
- Ne sıklıkla kontrole gelmeliyim?
Doktorunuzun size sorabileceği sorular şunlardır:
- Nefes darlığı ne zaman başladı, nasıl ilerledi?
- Göğüs ağrısı var mı, nefesle ilişkili mi?
- Bacaklarınızda şişlik, ağrı ya da kızarıklık fark ettiniz mi?
- Son zamanlarda ameliyat geçirdiniz mi ya da uzun süre hareketsiz mi kaldınız?
- Kanser tedavisi görüyor musunuz?
- Gebe misiniz ya da doğum kontrol hapı kullanıyor musunuz?
- Ailede tromboz öyküsü var mı?
- Daha önce derin ven trombozu ya da pulmoner emboli geçirdiniz mi?
- Hangi ilaçları kullanıyorsunuz?
1- Diagnosis of Pulmonary Embolism: A Review of Evidence-Based Approaches https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38999289/
2- Acute pulmonary embolism: Diagnosis and management https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37207830/
3- The latest in the management of pulmonary embolism https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/40529311/
4- Management of high-risk pulmonary embolism in the emergency department: A narrative review https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38330877/
5- Acute Pulmonary Embolism: A Review https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36194215/