Atriyal fibrilasyon tedavisinin üç ana hedefi vardır: inmeyi önlemek, belirtileri kontrol etmek ve mümkünse kalp ritmini düzeltmek. Tedavi kişiye özeldir ve durumunuza göre planlanır.
İnmeyi önleme
AF tedavisinde en önemli nokta inmeyi önlemektir. Bu, çoğu insan için kan sulandırıcı ilaç almak anlamına gelir.
İnme riskiniz CHA₂DS₂-VASc skoruna göre değerlendirilir. Bu skor yaşınızı, cinsiyetinizi ve sağlık durumlarınızı dikkate alır. Eğer skorunuz 2 veya daha yüksekse mutlaka antikoagülan tedavi gerekir. Skor 1 ise durumunuz değerlendirilir ve genellikle yine ilaç önerilir.
Antikoagülan ilaçlar kan pıhtısı oluşumunu önler. Günümüzde genellikle DOAC adı verilen yeni nesil kan sulandırıcılar tercih edilir. Apiksaban, rivaroksaban, edoksaban ve dabigatran en yaygın kullanılanlardır. Bu ilaçlar sabit dozda alınır, düzenli kan testi gerektirmez ve gıda etkileşimleri azdır.
Varfarin daha eski bir ilaçtır ancak hala bazı durumlarda kullanılır. Özellikle mekanik kalp kapağı olanlar veya orta-şiddetli mitral stenozu olan hastalar için tercih edilir. Varfarin düzenli INR takibi gerektirir ve dozajı sık sık ayarlanır.
Aspirin artık AF'de inme önleme için önerilmez çünkü antikoagülanlar kadar etkili değildir ve kanama riski yine vardır.
Belirtileri kontrol etme
AF belirtileri rahatsız ediciyse tedavi edilmeleri gerekir. Bunun için iki ana yöntem vardır: hız kontrolü ve ritim kontrolü.
Hız kontrolü yaklaşımında AF devam eder ama kalp hızı normale getirilir. Kalp dakikada 60-100 arasında atmaya başlar ve bu belirtileri önemli ölçüde azaltır. Çoğu insan için bu yeterlidir ve daha basit bir yaklaşımdır.
Hız kontrolü için genellikle beta blokerler kullanılır. Bisoprolol, atenolol veya metoprolol gibi ilaçlar kalp hızını yavaşlatır. Yan etkileri arasında yorgunluk, soğuk eller ve baş dönmesi olabilir.
Kalsiyum kanal blokerleri başka bir seçenektir. Diltiazem ve verapamil kalp hızını yavaşlatır ve kan basıncını düşürür. Ayak bileği şişmesi ve kabızlık gibi yan etkileri olabilir.
Digoksin özellikle çok hareketsiz yaşayan veya kalp yetmezliği olan kişilerde kullanılır. Genellikle diğer ilaçlarla kombinasyon halinde verilir.
Ritmi normale döndürme
Ritim kontrolü yaklaşımında amaç kalbi normal sinüs ritmine döndürmek ve bu ritmi korumaktır. Bu özellikle genç, semptomatik hastalarda tercih edilir.
Kardiyoversiyon ritmi hızlıca normale döndürür. Elektriksel kardiyoversiyon en etkili yöntemdir. Kontrollü bir elektrik şoku vücudunuza uygulanır ve bu çoğu zaman kalbi normale döndürür. İşlem hafif anestezi altında yapılır, sadece birkaç dakika sürer ve ağrısızdır.
Kardiyoversiyon öncesi kalpte pıhtı olmadığından emin olunması gerekir. Bu nedenle işlemden önce 3 hafta kan sulandırıcı kullanırsınız veya yemek borusundan ekokardiyografi yapılarak pıhtı olmadığı kontrol edilir.
Farmakolojik kardiyoversiyon ilaçlarla ritmi düzeltmeye çalışır. Flekainid veya amiodaron gibi ilaçlar intravenöz veya ağızdan verilebilir. Elektriksel kardiyoversiyon kadar etkili değildir ama bazı durumlarda tercih edilir.
Ritmi koruma
Kardiyoversiyon sonrası veya ritim kontrolü stratejisinde antiaritmik ilaçlar AF'nin tekrarını önlemek için kullanılır.
Flekainid ve propafenon yapısal kalp hastalığı olmayan kişilerde kullanılır. Genellikle iyi tolere edilir ama baş dönmesi ve görme bulanıklığı gibi yan etkileri olabilir.
Sotalol hem kalp hızını yavaşlatır hem de ritmi korur. EKG izleme gerektirir çünkü QT uzamasına neden olabilir.
Amiodaron en güçlü antiaritmiktir ve diğer ilaçlar işe yaramadığında kullanılır. Çok etkilidir ancak önemli yan etkileri vardır. Tiroid problemleri, akciğer toksisitesi, karaciğer problemleri ve cilt hassasiyeti yapabilir. Uzun süreli kullanımda düzenli izleme gerekir.
Dronedaron amiodaron alternatifi olarak geliştirilmiştir. Daha az yan etkisi vardır ama kalp yetmezliği ağır olan hastalarda kullanılamaz.
Kateter ablasyon
İlaç tedavisi başarısız olursa veya yan etkileri çok fazlaysa kateter ablasyon düşünülebilir.
AF ablasyonda kasıktan ince bir kateter kalbe ilerletilir. AF'ye neden olan anormal elektrik bölgeler bulunur ve radyofrekans enerjisi (ısı), kriyoenerji (soğuk) veya yeni bir metot olan PFA yöntemi ile yok edilir. İşlem genellikle lokal anestezi veya hafif sedasyon altında yapılır ve birkaç saat sürer.
Ablasyon özellikle paroksismal AF'de başarılıdır. Hastaların yüzde 70-80'inde AF ortadan kalkar veya belirgin azalır. Persistan AF'de başarı oranı biraz daha düşüktür. Bazı hastalarda işlemin tekrarlanması gerekebilir.
Ablasyon genellikle güvenlidir ama her işlem gibi riskleri vardır. Kanama, enfeksiyon, kalp zarına zarar verme gibi komplikasyonlar nadiren görülebilir.
Diğer işlemler
AV düğüm ablasyonu ve kalp pili takılması diğer tüm tedavilerin başarısız olduğu durumlarda düşünülebilir. AV düğüm ablasyonla yok edilir ve kalıcı kalp pili takılır. Bu şekilde kalp hızı tamamen kontrol edilir ancak AF ortadan kalkmaz, sadece belirtiler kontrol altına alınır.
Sol atriyal apendiksin kapatılması inme riskini azaltmak için kullanılır. Kan pıhtılarının çoğu (%90'ı) sol atriyal apendiks bölgesinde oluşur. Bu bölge özel bir cihazla kapatılır ve atriyal fibrilasyona bağlı inme riski çoğunlukla ortadan kalkar. Bu işlem kan sulandırıcı kullanamayan hastalarda düşünülür.
Tedavi seçimi
Doktorunuz tedavi planını belirlerken birçok faktörü dikkate alır. Atriyal fibrilasyon tipiniz önemlidir. Paroksismal, persistan veya kalıcı olması tedaviyi etkiler. Belirtilerinizin şiddeti önemlidir. Çok rahatsız edici belirtiler varsa daha agresif tedavi gerekir.
Yaşınız ve genel sağlık durumunuz tedavi kararlarını etkiler. Genç ve sağlıklı kişilerde ritim kontrolü stratejisi daha çok tercih edilir. Yaşlı veya birçok sağlık sorunu olan kişilerde hız kontrolü daha uygun olabilir.
İnme riskiniz yüksekse antikoagülan tedavi mutlaka gerekir. Diğer sağlık sorunlarınız, örneğin böbrek veya karaciğer hastalığı, ilaç seçimini etkiler.
Kişisel tercihleriniz de önemlidir. Tedavi seçeneklerini, risklerini ve faydalarını doktorunuzla tartışın. Size en uygun yaklaşımı birlikte belirleyin.
Altta yatan nedenleri tedavi etme
Eğer AF'niz başka bir sağlık sorunundan kaynaklanıyorsa o sorunu tedavi etmek çok önemlidir. Tiroid problemi varsa tedavi edilmesi AF'yi iyileştirebilir. Yüksek tansiyonun kontrolü, uyku apnesinin tedavisi, kalp kapak problemlerinin düzeltilmesi AF yönetimine katkıda bulunur.
Takip ve izleme
Atriyal fibrilasyon tedavisine başlandıktan sonra düzenli takip çok önemlidir. İlk haftalarda ve aylarda daha sık görüşmeler gerekebilir. Belirtileriniz nasıl, ilaçlar işe yarıyor mu, yan etkiler var mı değerlendirilir.
Düzenli EKG kontrolleri yapılır. Kan testleri ilaç etkilerini izlemek için gerekebilir. Periyodik olarak ekokardiyografi ile kalp fonksiyonları değerlendirilir.
Tedavi planınız zamanla değişebilir. Durumunuza göre ayarlamalar yapılır. Önemli olan semptomsuz, komplikasyonsuz ve kaliteli bir yaşam sürmenizdir.
Randevunuza Hazırlanma
Yapabilecekleriniz:
- Kalp çarpıntıları ne zaman başladı ve ne sıklıkla oluyor?
- Kalp çarpıntıları sürekli mi yoksa aralıklı mı?
- Ne tür belirtiler yaşıyorsunuz?
- Herhangi bir tetikleyici faktör fark ettiniz mi?
- Kullandığınız tüm ilaçları ve takviyeleri listeleyin.
- Ailede kalp hastalığı veya atriyal fibrilasyon öyküsü olup olmadığını belirtin.
- Sorularınızı önceden yazın.
Doktorunuza sorabileceğiniz sorular:
- Atriyal fibrilasyon tanısı kesin midir?
- Benim AF tipim ne?
- Felç geçirme riskim nedir?
- Kan sulandırıcı ilaçlara ihtiyacım var mı? Ne kadar süreyle?
- Benim için en uygun tedavi hangisi?
- Ablasyon yapılabilir mi?
- İlaçların yan etkileri nelerdir?
- Egzersiz yapabilir miyim?
Doktorunuz size şunları sorabilir:
- Kalp çarpıntıları ne zaman başladı?
- Kalp çarpıntıları sürekli mi yoksa gelip geçici mi?
- Ne tür belirtiler yaşıyorsunuz?
- Bayıldınız mı?
- Daha önce kalp hastalığı geçirdiniz mi?
- Yüksek tansiyonunuz var mı?
- Uyku apnesi sorununuz var mı?
- Hangi ilaçları kullanıyorsunuz?
- Alkol tüketiyor musunuz? Ne kadar?